Thassos Yeme & İçme ve Konaklama İzlenimlerim…

88 Shares

En son söyleyeceğimi en baştan söyliyeyim: Yemek olayı tamamen kişinin damak zevkine bağlı, o yüzden, bence, hiç kimsenin -duayenlerimiz hariç- belirttiği her yer size hitap etmeyebilir. Bu genel düşüncem.

Şimdi, Thassos’la ilgili olarak düşüncem ise, ‘kötü yemek bulmak için özellikle çok uğraşmanız gerekir’ 🙂 İster plaja gidin, ister köylerdeki tavernalara, yediğimiz her şey gerçekten lezzetliydi, ha ne var, kimi daha da lezzetliydi kimi daha az ama ortalama olarak diyebiliriz ki, kalite/fiyat performansı olarak bakarsak hepsi ortalamanın üzerindeydi.

Aliki Beach, Beautiful Alice isimli plaj-restoranda bir öğle yemeğimiz aslında çok basitti; kalamar tava, buharda midye, Yunan Salatası, 2 Mythos bira, 1 Icetea, ekmek ve su ve bunlara ödediğimiz tutar aşağıda:

Aman dikkat, restoranın sahibi Mamma (herkesin annesi) şirin ama stresli de bir yaşlı teyze; sakın onla zıtlaşmayın, o ne derse o, kafanıza göre şuraya oturayım falan, aman ha!!!

 

Psili Ammos Plajında oturduğumuz şezlongları işleten bardan ısmarladığımız Club Sandviçler ve sosisli Sandviçler, inanılmaz büyüktü, aslına bakarsanız çok aç değilseniz 1 tanesi 2 kişiyi doyurabilirmiş; yanında fazlaca patates kızartması ile geliyor. Biz extra patates kızartması söyleyecektik, görevli çocuk bizi uyardı, iyi ki de uyarmış, ziyan olurmuş yani.. Böyle 2 adet club sandviç (resimde tek parça kalınca çekmeyi akıl etmişim, öyle 4 parça düşünün), 2 Mythos bira, 1 Ice tea, 1 Hot dog toplam 24-28 Euro gibi birşey verdik.

Aliki Beach‘deki ilk günümüzde oturduğumuz, koyun en ucundaki plaj-restoranda biraz da yol yorgunluğu ve açlığı ile yediğimiz her şey çok lezzetli gelmişti bize, patates kızartması, patlıcan-kabak kızartması, kalamar tava, 3-4 bira, ice tea, ekmek, su, salata, kahveler falan derken akşam üzeri yaklaşık 40-45 Euro hesap ödedik ama çok güzeldi her şey.

Mutlaka görülmesi gereken köylerinden biri olan Panagia‘ya bir plaj dönüşü akşam yemeği için uğradık; zaten mutlaka ve mutlaka araba ile içinden geçiyorsunuzdur bu köyün. Hava o kadar sıcak ve biz o kadar yorgunduk ki 2 defa gitmemize rağmen bu köye, gezemedik doğru düzgün.  Sadece yemek yedik diyebiliriz. Meydanda belli başlı 2-3 restoran var ve bu köyde tavuk-oğlak çevirme falan yiyebilirsiniz ve de çok lezzetli, hatta kokoreç bile var. Biz, gene salata, sardalye ızgara, tavuk çevirme, bira, Uzo vs yiyip-içip yaklaşık 50-55 Euro ödedik. Yemek sonrası minicik parmak dondurmalar ikram olarak geliyor.

Yemekten sonra haliniz kalırsa tam köşede tatlı/pasta satan küçük bir dükkan var ama açıkçası biz tatlı sever olmadığımız için sadece bakıp geçtik; baklava tarzı tatlılar, cheesecakeler ya da pastalar vardı. Sabah uğradığımızda da börekler, sandviçler falan vardı, her an yiyecek bir şeyler bulabiliyorsunuz.

Bunun dışında gene köy meydanında kahve içebileceğiniz mekanlar var; bunlardan biri gençlerin işlettiği ve daha modern duran cafe iken, diğeri hemen yanı başında, tam köy köşesinde olan ve belli ki köy kurulduğundan (!) beri aynı amca tarafından işletilen ve bizim köylerimizdeki amcalar gibi amcaların gidip sabahtan akşama oturduğu, her tarafından tarih akan bir köy kahvesi. Siz olsanız hangisinde oturursunuz? Tabi ki biz de onda oturduk ama amca kalabalıkla çok uğraşmak istemiyordu herhalde bir türlü sipariş veremedik 10 dakika boyunca sonra da kalktık. Siz oturup, geleni geçeni seyredin bence…

Panagia kesinlikle görülmeyi, vakit geçirilmeyi hak eden bir köy; keşke ara sokakları daha çok gezebilseydik. Su kemerlerinin, köprülerin olduğu bir köymüş ama bir teyze bize ‘sıcaktan kurudu boş yere gitmeyin’ dedi o yüzden gitmedik; belki sizin şansınız yaver gider?

Biz Thassos’a son dakika gitmeye karar verdiğimiz için otel seçimi konusunda geç kalmıştık ve ilk defa gittiğimiz bir yer olduğu için hele ki bayramda gideceğimiz için son hafta sadece booking.com   yorumlarına güvenebilirdim. En aklıma yatan, Scala Potamia’daki Thalassa Apartments idi; gidince gördük ki, gerçekten doğru seçimmiş; gözümüz kapalı herkese önerebileceğimiz, yeni açılmış, pırıl pırıl, geniş, ferah, her evin önünde kendi verandası olan ve az da olsa deniz görebildiğiniz, çocukların rahatça oynayabileceği, arabanızı evinizin önüne park edebileceğiniz (yandaki bahçe otopark), çok ilgili evsahiplerinin olduğu küçük bir tesis. Mutfakta her şey pırıl, pırıl; tost makinesi bile var dolayısı ile sabahları kahvaltımızı bahçede yapıyorduk. Çok güneş vurduğu için iki blok arasına ortak kullanımlı gölgelikte de masalar koymuşlar, dolayısı ile ‘veranda çok güneş’ şeklindeki yorumlara bakmayın siz.

Skala Potamias , genel olarak adadaki en uygun konaklama bölgesi gibi geldi bize; bir daha gitsek o bölgede konaklarız kesin. Hem çok fazla otel-oda-apart var, hem gördüğümüz kadarı ile akşamları da cıvıl cıvıl, hem çok güzel restoranlar var, hem de adanın en güzel plajlarından birinin ev sahibi… Chrisi Akti diyeyim ve susayım:)

Gördüğüm kadarı ile her keseye uygun konaklama mevcut hatta tam köy merkezi falan diye düşünmemek lazım; koca sahil boyunca düşünülebilir, bir uçtan diğer uca 20-25 dakika yürüyerek varabilirsiniz.

Skala Potamias’da kaldığımız bir akşam, baktık çok cıvıl cıvıl, bir akşam yemeğimizi sahildeki tavernalardan birinde yedik. Rezervasyon yaptırmadığımız ve erken gittiğimiz için yer bulabildik; şayet düşünüyorsanız rezervasyon yaptırmak daha uygun olur; böylece denize sıfır en güzel masada oturabilirsiniz.

Adada en çok zevk aldığımız yemeklerden birini Limenaria’da Taverna Agistri de yedik; tamamen tesadüf, arabayı hemen arkasına bırakıp yürümeye üşendiğimiz ve ortamını çok sıcak bulduğumuz için oturduğumuz ve belki de en güzel yemeklerden birini yediğimiz yer! Kesinlikle yolunuz düşerse hatta düşmese bile, düşürtün, uğrayın bence. Çok lezzetli, çok doyurucu şeyler yiyip, 1 küçük Uzo içtik ve toplamda 48 Euro gibi bir şey ödedik. Bakar mısınız şu manzaraya? İnsanın ömrü uzar!

Limenaria , adada kalınabilecek iyi alternatiflerden biri sanırım; bizim kaldığımız Skala Potamias gibi hareketli bir yere benziyor ama yorgunluktan çok da gezemedik. Uzun bir kumsalı var, denizi de akşam saatleri olmasına rağmen çok güzel gözüküyordu.  Konaklama için akılda olması gereken, eğlenceli bir köy.

Biz 1 gecemizde çadır konaklaması denemek istediğimiz için adada yer alan çadır kamplarından ikisini gezdik; daha başka vardı, genelde adanın batı tarafında çoğunlukla. İlk gezdiğimiz kamp, Camping Golden Beach idi; adı üzerinde Golden Beach’de, bizim apart otelimizin de bulunduğu sahilin diğer ucundaydı ve gezdiğimizde inanılmaz beğendik; çok düzenli gözüküyordu, hatta kiralık karavanlar da var dilerseniz. Çok geniş bir alan, içinde duş, mutfak, buzdolabı, cafe, market gibi gerekli alanları olan bir kampdı. Şayet arabanızı da dışarda bırakmak yerine içeri almak isterseniz 3.80Euro gibi bir ücret ödüyorsunuz. Küçük çadırın günlüğü (temmuz başından ağustos sonuna) 4.90 Euro, büyük çadırınki 6,20 Euro; buna ilave kişiler için yetişkin 5,90 ; çocuk 3,60 Euro , buna ilave elektrik bağlatmak isterseniz vs vs derken 1 gecelik -çadır sizden- 2 yetişkin bir çocuk yaklaşık 25 Euro oluyor.

Camping Pefkari ise, adanın güneyinde; yorumları iyi olunca, Golden Beach Camping i beğenmemize rağmen, adanın görmediğimiz bölümüne gidelim dedik ve çadırımızı orada kurduk; tam bir doğal hayat merkezi diyebiliriz, çam ağaçları ve onlarca değişik bitki örtüsü arasında, kendi içinde müdavimleri olan ve en az 4 Türk aile gördüğümüz kamp alanını sevdik; aşırı doğal idi:) Hemen hemen ücretler burada da aynı, çalışanlar çok yardımsever. İçindeki marketten sabah kahvaltı için birşeyler de bulabildik böylece dışarı çıkmaya gerek kalmadı. İlk -ailecek- çadır deneyimimizi de hayırlısı ile gerçekleştirdik:)

Kısa kısa toparlarsak;

  1. Abartmadan, sürekli deniz ürünlü yemekler yerseniz, 3 kişi ortalama 35-55 Euro verirsiniz; buna 1 küçük Uzo ya da 2 Bira ve 1 alkolsüz içecek dahil
  2. Yunanistan’da ekmek ve suya para alınıyor; bir kaç yorumda ‘ekmeğe de para mı alınır’ diye okudum ama gereksiz yorumlar olmuş, burada çatal-bıçağa ödüyoruz o parayı?
  3. Deniz ürünleri inanılmaz lezzetli, kötüyü bulmak zor. Can artık son günlerde ‘artık deniz ürünü görmek istemiyorum, normal Türk yemeği istiyorum’ diyordu ki kendisi sebze falan yemez, bol miktarda et tüketir:)
  4. Çadır kurmak bazen en ucuz konaklama olmayabilir, iyi düşünmek gerekebilir; biz bir deneyim olsun istemiştik ama mali açıdan düşünecek olanlar ucuz apartlara bakabilirler. Hele ki karavan kiralamak 45-50 Euro. Kampçılığın tadı ayrı, o başka konu.
  5. Adada konaklamak için çok fazla otel-ev-apart var; yol üzerinde bile bahçeli çok güzel yerler gördük ki muhtemelen fiyatları daha uygundur. Kesinlikle kalınabilir çünkü her yere araba ile gidiyorsunuz zaten.
  6. Sabah kahvaltılarını erken yapıyorsanız bilin ki marketler sabah 7 -7.30 da açmıyorlar, ekabir insanlar. Erkenciyseniz akşamdan hazır edin. Her tarafta market var, çok rahat alışveriş yapmak.
  7. İllaki her öğününüzü dışarıda yemek zorunda değilsiniz; çok ucuza da gelebilir; marketten ekmek ve gerekli malzemeler ya da apartta yapılabilecek bir makarna, tercih tamamen size kalmış. Hele ki plajlarda şezlonga bile otursanız ‘dışardan niye yemek getirdin?’ diyen yok; bizdeki gibi plaj girişlerinde çantalar didik aranmıyor! Veriyorsun şezlong ücreti yaklaşık 7-8 Euro 2 kişi için, adamlar daha da rahatsız etmiyor.
  8. Aman, aman siz siz olun, plaj değiştirirken uyanıklık yapıp ücret ödediğiniz şezlongları başkalarına ucuza vermeye kalkmayın; valla kavga çıkar! Önümüzde oldu çünkü, plaj görevlisi demediğini bırakmadı Rus Turiste; aptal mıyız biz diye bağırıyordu, kavga çıkacak sandık:)
  9. Thassos feribot biletlerinizi alırken uyanık Yunanlı gişe görevlilerine dikkat edin; eksik para üzeri verebiliyorlar ve siz feribot kaçacak korkusuna farkedemiyorsunuz (tecrübeyle sabit) .

Biz Thassos’u dolu dolu 3 gece 4 gün yaşayıp ‘hadi Kavala’ya gidelim’ dedik ve yola koyulduk. Belki bir gün gene gideriz, bize bayağı yakınmış:)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

88 Shares

Yorumlar