Bremen Mızıkacılarının Şehrinde Minik Bir Kaçamak…

6 Shares

Evet, o kadar minik bir kaçamak ki ‘şehri detaylı gezdiniz mi ?’ diye sorarsanız ‘HAYIR’ demek zorunda kalırım. Bremen, bildiğimiz, çocukluğumuzda okuduğumuz ‘Bremen Mızıkacıları’  hikayesinin ana vatanı, zaten minik meydanın her köşesinde Bremen Mızıkacılarını görebilir ya da duyabilirsiniz. Nasıl mı? Meydanda yürürken taşların arasında aşağıdaki gibi kumbaramsı şeyler göreceksiniz, o delikten bozuk para atarsanız Bremen Mızıkacılarını dinleyebilirsiniz.

Almanya iş/bayram bağlantılı seyahat planımız için bilet bakarken direk Berlin’e gitmek yerine Bremen’e THY nin çok uygun fiyata uçuşunu bulunca ve hazır Bremen’de sevgili kuzenim ve eşi yaşarken bu fırsatı kaçırmayalım deyince çok güzel bir Eylül sabahı Bremen’e uçuverdik…

Bremen, Almanya’nın ‘yavaş’ şehirlerinden biri, hiç bir şey için acele etmeye gerek yok gibi, bu havalimanına da yansımış gibi, bizim uçağımız dışında o saatte inen başka uçak olmadığı için çok sakindi ama sadece 2 memurun işlemleri yavaş yapması ve çok oyalaması sebebiyle uçaktan en son giriş yapanlar biz olduk:) Şehir merkezine ulaşım için tramvay kullanabileceğiniz gibi bizim gibi araba da kiralayabilirsiniz, biz Bremen ve çevresini rahatça gezebilmek ve Berlin’e giderken ‘meşhur Alman otobanları’nda araba kullanabilmek için araba kiralamayı tercih ettik.  Bremen aynı zamanda Türk nüfusunun çok olduğu şehirlerden biri, daha dakika bir, araba kiralama ofisindeki çalışan Türk çıktı ve kiraladığımız ‘Mercedes’in bir lüks modelini bize verdi (peki ben memnun muydum? bence çok rahatsız minnacık bir araba:))

 

Bremen’de ilk istikamet, Eski Şehir olarak düşünebileceğiniz Altstadt Bremen , bütün turistik yerler genel olarak bu bölgede zaten. Arabamızı kapalı bir otoparka bırakıp kendimizi buraların yerlisi sayılan kuzenimin rehberliğine bırakıyoruz. Alstadt’ın ana damarı Markplatz , hemen her sokak buraya açılıyor ve Turist Info merkezi de burada, dilerseniz buradan bir şehir haritası alıp gezmeye başlayabilirsiniz. Biz önce meydanda vakit geçirdik, önce sabah kahvesi içip meydanı turladık .

Meydana bakan binalara bakarken kendinizi bir Ortaçağ kasabasında hissedebilirsiniz. Meydanı, kocaman bir avlu gibi düşünebilirsiniz, fotoğrafta gördüğünüz ortaçağ hissi veren binaların alt tarafları hep kafe, bizim gibi güzel bir günde gittiyseniz sokağa atılmış sandalye ve masalarda meydanın keyfini çıkartabilirsiniz.

Meydanın tam ortasında ise Bremen’in koruyucusu Roland‘ın ortaçağa ait heykelini göreceksiniz. Almanya genelinde, özgürlüğü ve hakların geri alınmasını sembolize eden Roland heykelleri arasında en güzeli ve en büyüğü, 15. yüzyıldan beri Bremen’deki olup, Town Hall ile birlikte, Unesco Dünya Mirası listesine 2004 yılında alınmış.

Meydanda yüzünüzü Roland Heykeline döndüğünüzde solunuzda Schütting (Guildhall) u göreceksiniz. 1537-38 yılları arasında Rönesans stili inşa edilen bina, Bremen tüccarları tarafından kullanılmış ve giriş kapısının üzerinde de Bremen Tüccarlarının mottosu olan ‘”Buten un binnen, wagen un winnen” (içeride ve dışarıda, cesaret et ve kazan gibi bir anlamı var) yazısı eklenmiş 1899 da. Günümüzde Bremen Ticaret Odası olarak kullanılmakta. Binanın güzel bir fotoğrafını çekmemişim, beni üzerindeki süslemeler cezbetmiş, ve yazının ne dediğini bilmesem de o an, onu çekmişim.

Roland Heykelinin sağında ise muhteşem kızıl binası ile Town Hall (Belediye Binası) var . 1410-1415 yılları arasında yapılan bina, yüzyıllardır orjinal halini koruyup, değiştirilmeyen ender binalardan biri imiş. Günün belli saatlerinde rehber eşliğinde bu muhteşem binayı gezebilirsiniz.

(fotoğraf, Bremen Turizm Ofisi’nin web sitesinden)

Roland Heykeli’nin tam karşısında ise muhteşem heybeti ile St. Peter Katedrali duruyor 1200 yıldan fazla…

İki kulesinden biri halka açık olup, merdivenleri tırmanmayı göze alabilirseniz 1 Euro karşılığı Bremen manzarası sizi bekliyor, biz çıkmadık:)

Bu meydanda görmek gereken bir başka yer de Bremen Ratskeller Restaurant , burası ‘Town Hall’un 600 yıldan fazla şarap mahzenliğini yapmış, geleneksel Alman yemekleri olduğu kadar modern mutfaktan da örnekler sunan ve 750 kişiye kadar kapasitesi olan çok meşhur bir mahzen-restaurant, fiyatları da pahalı, fazla turistik olduğu için. Biz sadece içine girip gezip çıktık, servis daha tam başlamadığı için rahattı.

Farkındaysanız daha ana meydandan çıkamadık, halbuki daha neler neler var… Onlara gelmeden önce şuraya Grimm Kardeşlerin Bremen Mızıkacıları ile fotoğrafımızı bırakayım, haa unutmadan, şayet eşeğin bacağını iki elinizle birden ovarsanız dileğiniz gerçek olurmuş, benden söylemesi…

6 Shares

Yorumlar