Viyana: Yeme-içme mühim mevzudur:)

Kimileri için bir yere gittiği zaman önemli olan, gezip-gördüğü yerlerdir; yemeği öylesine de geçiştirebilir ki biz de bazen öyle yapıyoruz ama Viyana gibi, dünyaca ünlü yemek ve içecekleri olan bir yere gidiyorsak biz de dünyanın her yerinden gelen turistler gibi ‘mutlaka gidilmesi gereken yerler’in yanı sıra doğaçlama ya da orada yaşayanların önerdiği yerleri deniyoruz. Viyana’ya gidiyorsanız, bunu dikkate alarak bütçenizi ayarlayın…

ÖNCELİKLE ÖNEMLİ NOT:

1) Viyana’da nerede oturursanız oturun ‘tap water’ yani çeşme suyu isteyin, ücretsiz. Ve de son derece güvenilir. Şişe suyuna boş yere para ödemeyin.

2) Aperol ve Hugo içmeden dönmeyin:) Hatta Aperol istediğinizde Prosecco ile yapılanını tercih edin ve belirtin.

Bizim test ettiğimiz ve listemizde daimi olanlar:

Figlmüller: ‘Home of the Schnitzel’ olarak bilinir desem? Viyana’ya gelen herkes burada şinitzel yemeden dönmüyordur sanırım; zaten önündeki kuyruklardan anlarsınız. St. Stephen Katedraline çok yakın 2 şubesi de; bir tanesi ki 1905 den beri açıkmış, pasajın içinde ve zaten orada yiyebilmek için bayağı önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor; biz hep arka sokaktaki yere rezervasyonsuz gidip sıra bekleyip yedik. İki türlü şinitzel var: Tavuk ve domuz. Porsiyonlar ikisinde de çok büyük; biz hep tavuk yedik ve genelde hep çok aç olmadığımız için bir porsiyonu paylaşıyoruz; tavuk şinitzelde 2 parça oluyor. Yanına mutlaka patates salatası alın; çok güzel yapıyorlar. Bir de içecek, alın size lezzetli bir yemek. Ucuz olduğunu düşünmeyin ama korkunç pahalı da değil.

Figlmüller ile ilgili detaylı bilgileri bu linkten bulabilirsiniz.
1516 The Brewing Company: Haus der Musik in hemen biraz ilerisindeki bu bara sadece ‘bira evi’ demek haksızlık olur. Evet, kendi yapımları olan biralar mükemmel ama biraları kadar yemekleri ile de öne çıkan bir mekan; ailecek gidilip vakit geçirilecek bir yer olarak bizim daimi listemizde kendisi. Genelde bira yanına tavuk kanat tarzı şeyler alıyoruz ama son seferinde ben bir bilmişlik yapıp (acıya dayanıklıyım ya hesapta) kendime ‘hot’ yazan kanat istedim; ‘ne kadar acı olabilir ki???’ diye safça düşünmüş olabilirim ama diyeyim ki size dudaklarım şişti ve o acı etkisini azaltabilmek için kanatların üzerini peçeteyle sildim!!! Aman dikkat! Biralar, ah o biralar.. Merak etmeyin alkolsüz de var içecek mesela Can limonata içti, ev yapımı, başka bir zaman da kahve de içmiştik.  Detaylı bilgi burada

Bitzinger -Würstel : Bu sokak büfesini kaçırırsanız gerçekten çok şey kaçırmış olursunuz! Zaten önündeki kuyruk size bir fikir vermeli… Şayet domuz eti yemekle ilgili bir şeyiniz yoksa (bu arada diğer sosisleri bilmiyorum; sorabilirsiniz) kesinlikle atlamamanız gereken bir yer. Bize de orada yaşayan arkadaşımız tavsiye etti ve artık listemizin en başlarında yer alıyor; Viyana’ya varır varmaz hemen gidilesi bir yer. Zaten yeri de çok merkezi; Albertina Müzesinin merdivenlerinin dibi, hemen Stephen Katedralinin arka paraleli… İçine de turşu ve ‘horseradish’ koydurtmayı unutmayın ve bildiğiniz sosis-ekmekleri unutun! Daha ne diyeyim? Çalışanların isimlerine bakıp Türk olduklarını düşünmeyin; Arap kökenliler sanırım çünkü hiçbiri Türkçe konuşmuyor . Detaylı bilgi burada ..

 

Demel : Türk ya da yabancı turist olsun, Demel’e gelmeden Viyana tatilini tamamlayan var mıdır acaba????  Kapının önünde genelde kuyruk görürsünüz, hava güzelse kimisi dışardaki 5-10 masada yer kapıp hareketli caddeyi izlemeyi tercih edebilir ama asıl olay bence üst kat salona çıkıp, sanki bir saray havasındaki salonda, kristal avizelerin altında yemek o pastayı ya da içmek kahveyi…

İçeri girdiğinizde zaten özel bir mekanda olduğunuzu anlıyorsunuz.. Dilerseniz girişte, tezgah önündeki bar sandalyelerinde oturup pastanızı yiyebilir ya da kahvenizi içebilirsiniz ki bu daha az maliyetli olan opsiyondur ya da daha fazla para ödemeyi göze alarak, tarih kokan salonlarda, eğitimli servis elemanlarının sunduğu pastaları yersiniz.

Salona geçmeden önce tezgahtan beğendiğiniz pastanın ismini yazdırıp direk garsonlara verebilirsiniz. Kahve olarak da Viyana’da tabi ki Melange içilir diyelim:)

Demel ile ilgili ayrıntılı bilgiyi ve güncel menüyü buradan  görebilirsiniz.

Gerstner : Diğer meşhur Cafeleri gezip de Kärntner Straße nin tam üzerinde olan bu pastaneyi atlamayın lütfen… Tüm Viyana Cafeleri gibi bu pastane de güzel havalarda caddenin tam ortasında oturacak yer sunuyor. Biz o masalarda oturup, güzel bir Aperol eşliğinde buraya özel pastalardan yemeyi seviyoruz. Vaktiniz varsa pastanenin içini de gezin; tarih koktuğunu göreceksiniz. Özellikle altın parıltıları serpilmiş Klimt Torte ısmarlayın:)

Detaylı bilgi burada

Cafe Sacher : Viyana demek Sacher Torte demek, Sacher Torte demek Cafe Sacher demek.. Başka söze gerek yok sanırım? Opera Binasının tam karşısındaki bu meşhur otel ve kafeyi gözden kaçırmanız imkansız. Şayet Viyana’ya ilk defa geliyorsanız mutlaka burada oturup Sacher Torte yemelisiniz. Fiyatın gene yüksek olduğunu söylememe gerek yok sanırım ama değdiğini düşünüyorum…

Detaylı bilgi burada

Urbanek: Vedat Milor diyeyim, üstad tavsiyesi diyeyim, parmaklarınızı yersiniz diyeyim ve bitsin.. Üstadın kendi yazdığı şu satırlar size yeterince açıklama yapar sanırım : ‘Urbanek Naschmarkt’ta minicik bir dükkanda dünyanın en zengin şarküteri ürünleri, harika peynirler ve bardakta sunulan çok iyi şaraplar… Her şey çok iyi ama rozbif için “bu düzeydekini hiç görmedim” dersem abartma olmaz. Domaine Ott ve Prager gibi çok iyi üreticilerin beyaz şarapları bardakta. Peynir tabağıyla deneyin. Rozbifleyse kırmızı bir Blaufrankisch deneyin. Naschmarkt 46, +43 1 5872080 ‘ Yazının tamamını şuradan okuyabilirsiniz . Vedat Milor , Ayhan Sicimoğlu, Mehmet Yaşin gibi ustaların tavsiyelerini takip etmeyi ve fırsat bulursak denemeyi seviyoruz. Siz de Nachmarkt’taki bu ufacık (hakikaten ufacık) dükkana girip, beğendiklerinizi gösterip bir tabak hazırlatıp, birer bardak şarap eşliğinde dışardaki 1-2 masada (sandalye yok) keyifle yiyebilirsiniz, hele ki güneş yüzünüzü ısıtıyorsa değmeyin keyfinize…

Urbanek ile ilgili Tripadvisor notlarını da şuradan okuyabilirsiniz.. ÖNEMLİ NOT: Kredi kartı geçmiyor, nakit bulundurun.

Cafe Central : Şayet gerçek bir ‘dana şinitzel’ yemek istiyorsanız gideceğiniz yer burası. Gene muhteşem, tarih kokan bir bina, fraklı, önlüklü garsonlar, şanslıysanız piyano saatine denk gelirseniz canlı piyano ezgileri ve tek kelime ile muhteşem bir dana şinitzel.. Kimisi çay saatine gidiyor ama siz mutlaka gittiğinizde şinitzel yiyin ve yanına da hafif sıcak, özel soslu patates salatası isteyin (özellikle belirtmezseniz başka bir şey gelebiliyor).  Yanına da ‘house wine’…Yeri zaten çok kolay, hemen Sisi Sarayının arkası… Genelde akşam için rezervasyon şart ama çok geç saate kalmaz, 7 gibi orada olursanız şansınız var.

Detaylı bilgi burada

Yukarıdakiler bizim ‘olmazsa olmaz’ larımız.  İlk yazılarımda da dediğim gibi, damak zevki kişiye özeldir, herkesinki farklıdır. Zaten çoğu, her kaynakta bulabileceğiniz yerler; defalarca test edilmiş. Bunların dışında bence yediğiniz çoğu yerden memnun kalacaksınız, sokaktaki arabadan bile alsanız.  Mesela biz hiç ‘Plachutta’ ya gitmedik, hem çok pahalı geldi hem de fazla hitap etmedi bize. Siz dilerseniz bilgi burada .. Bunların dışında aslında çok fazla yerde bir şeyler denedik, hatta kimisi için Viyana’nın diğer ucu kabul edilecek yerlerine gidip arayıp bulduk, ya da bazen (benim yurtdışında en çok tercih ettiğim yerlerden biri) NORDSEE den bir şeyler alıp parklarda yedik…

Gece de bir şeyler yapmak için çok fazla gece klubü var; kendinize uygun olanını bulabilirsiniz. Biz SKY BAR a gittik bir keresinde, fena değildi… Ama açıkçası İstanbul gibi bu yerlerin duayeni bir şehirden gitmişseniz bu tip gece eğlenceleri size çok da değişik gelmiyor (belki de yaşla ya da doygunlukla alakalıdır).

Kahvecilerden de Hawelka  yı unutmayın. Bizim gibi akşam geç saatte giderseniz bomboş bulabilirsiniz. Ne özelliği mi var? Onu da Google a sorabilirsiniz.

Yorumlar