Mardin … Bir Sevda Masalı…

Mardin’de nasıl gezmeli, nereleri kesin görmeli, nerelere uğramadan dönmemeli? Gitmeden önce gene çeşitli blogları okuyup, manastırların ve önemli yerlerin internet sitelerini inceledim ve üç aşağı-beş yukarı hep aynı yerler çıktı karşıma. Sizin için de aynısı olacaktır, Amerika’yı tekrar keşfetmenin anlamı yok.

İlk gün sabah erkenden Mardin’e varacağımız ve dolayısı ile çok erken kalkacağımızdan yorgun olacağımızı gözönüne alarak biz ilk günü Eski Mardin’e ayırdık, böylece daha sık dinlenme molaları verebilir ve gerekirse otele gidebilirdik, şayet sizin de uçuşunuz erken saate ise bu plan gerçekten faydalı oluyor çünkü belli bir saatten sonra yorgunluk çöküyor ve ayrıca eğer gidişiniz haftasonuna (Cumartesi -Pazar) denk gelmezse Eski Mardin göreceli olarak daha boş oluyor, aklınızda olsun.

Bütün her yer, ana cadde olan 1. Cadde üzerinde ya da paralelinde o yüzden herhangi bir yeri kaçırmanız imkansız.

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi: Otelin bulunduğu tarafta olduğu ve o tarafta Hatuniye Medresesi dışında önemli bir şey olmadığı için biz buradan başladık, tabelaları takip ederek çok rahat bulabilirsiniz. Müzekart geçerli, iletişim bilgileri burada . İçinde Mardin ve çevresi ile ilgili günlük hayat ve dinsel hayattan objeler bulabileceğiniz, emek verilmiş güzel bir müze. İçinde dönemsel olarak sergiler de oluyor, biz gittiğimizde bir fotoğraf sanatçısının sergisi vardı. Görülesi bir müze, çok düzenli, çok büyük değil.

Hatuniye Medresesi : Diğer adı Sitti Radviyye Medresesi dir.  Sakıp Sabancı Kent Müzesi’nden çıktıktan sonra tabeları izleyerek biraz aşağı sokaklarda kalan bu medreseye ulaşabilirsiniz. Halen ibadete de açık olduğu için rahatsız etmeden, oradaki gönüllü rehberlik yapan gençleri dinlerseniz size Medrese hakkında bilgiler verirler. En etkileyici yanı -bana göre- her iki odadaki mihrap bezemeleri; rehberlik yapan genç bilgi vermese bizim sadece boş boş bakacağımız bu mihrapların çevresinde aslında neler neler anlatılmış, İslamiyet’le ilgili bilgiler verilmiş. Aynı zamanda, Hz. Muhammed’in ayak izi olduğu söylenen bir ayakizi de camekan içinde sergileniyor. Anahtarı rehberlerde var, açıp yakından bakmanıza izin veriyorlar (ne kadar doğru bir uygulama, orası tartışılır)

Mardin’in ara sokaklarından geçerek ve değişik evler görerek ana cadde üzerinde gezilecek yerlere doğru kayabiliriz. Mardin sokaklarında bazı evlerin altlarında geçitler olduğunu göreceksiniz, dikkatli bakarsanız bunların sokakları birbirine bağlayan kestirme geçitler olduğunu göreceksiniz, bunlara abbara deniyormuş .

Zinciriye Medresesi: Belki de en güzel Mardin fotoğraflarını çekebileceğiniz yapı, 1385 tarihinde yaptırılmış. Hatta yaptırtan Sultan, ilk defa Mardin’de görülen Timur ve ordusu tarafından kısa bir süre buraya hapsedilmiş. Gündüz çok kalabalık olan yapıya, özellikle gün batımında da gitmenizi öneririm. Günbatımına gittiğimizde bize oradaki gençlerden biri üst katları da gösterdi ve kubbelerin orada çok güzel fotoğraflar çektik. Detaylı bilgiyi buradan bulabilirsiniz.

Mardin Olgunlaşma Enstitüsü : Zinciriye Medresesi’nin yanındaki bu yapıyı es geçmeyin, içinde tarihi ve kültürel el emeklerinin örneklerini görebilirsiniz. ve vaktiniz olursa, hemen yan binasında eğitimin devam ettiği Gazipaşa İlköğretim Okuluna göz atın, o kadar güzel bir binada eğitim gördükleri için çok şanslı olan çocuklar var .

Mardin Müzesi: Mardin’e gelince gezilmesi gereken bir müze, gene 1. Cadde üzerinde görmemeniz imkansız. Müzekart geçerli, diğer tüm detayları buradan okuyabilirsiniz. Çok büyük ve detaylı bir müze değil ama gezilmeli.

Mardin PTT Binası: Şimdi bunun çok adı geçtiği ve mutlaka görülmesi gerektiği yazıldığı için biz de gittik ama küçük bir bölüm sadece, yazılanlara göre Sirkeci’deki Büyük Postane gibi bir yer görmeyi bekliyorduk, belki de restorasyona girmiştir, bilemiyorum ama yanında zaten Uygulama Oteli var, çok güzel merdivenleri ve manzarası olan bu yeri kaçırmayın derim. Yazılanlara göre cafesi de varmış ama biz gittiğimiz dönemde oteli kapalı olduğu için sanırız cafesi de kapalıydı .

 

Mor Benham Kilisesi : 1. Caddede KIRKLAR kilisesi de deniyor. Yazılanlara göre 6. yüzyılın ortalarına aitmiş bu bina, içeride fotoğraf çekmek yasak, çok büyük bir kilise değil. Detaylı bilgi burada , aynı şeyleri tekrar yazmanın gereği yok?

Meryem Ana Kilisesi ve Patrikhanesi: Mardin Müzesi’nin hemen yanında göreceğiniz bu muhteşem yapıyı gezemedik çünkü kapalı idi ve ayda 1 gün açık oluyormuş, belki siz denk gelirsiniz?

Şehidiye Medresesi : Eski PTT binasının tam karşısında, Mezopotamya Aile Bahçesi’nin yanında yer alıyor, hep namaz zamanlarına denk geldiği için biz girmedik, siz bakabilirsiniz. Bilgiler burada

Ulu Camii: Herhalde görmeden dönmeyeceğiniz yerlerden biri de Ulu Camii… Gene namaz vaktine denk geldiğimiz için içine girmedik ama bahçesi bile son derece huzur verici bir yer, minaresini zaten Mardin’de her yerden görebilirsiniz, en güzel Mardin fotoğraflarında Ulu Camii size minaresi ile eşlik etmekte. Bulmak için tabelardan çok minareyi takip etmenizi öneririm, ana caddenin alt tarafındaki sokaklarda yer alıyor. Detaylı bilgi ….

 

Revaklı Çarşı : Hani çok büyük ve değişik bir çarşı göreceğinizi sanmayın, daha çok yerel sanatların yer aldığı, küçük bir avlu gibi düşünebilirsiniz; belki de biz gittiğimiz zaman çoğu kapalı olduğu için öyle gözükmüştür ama mavi kapaklı dükkanlar kapalıyken bile güzeldi. En güzeli ise çarşının içindeki dükkanlardan birinin önündeki tavanların ve duvarların üzerindeki notlar, isim yok numaralar var , insanların hikayesi orada, hepsini okumaya vakit yetmez ama bir bölümüne göz gezdirmenizi tavsiye ederim.

Kayseriye Çarşısı: Bedesten olarak da geçiyor, Ulu Camii’nin kuzeyinde kalıyor, tesadüfen de görebilirsiniz ya da 1. Cadde’de yürürken minicik bir kapının üzerindeki yazıyı takip ederek de bulabilirsiniz, kesinlikle büyük bir yer düşünmeyin, büyük bir kısmı yıkılmış şimdiki durumuna gelene kadar. 16. yüzyılda yaptırıldığı bilinmektedir.

Bunlar, Eski Mardin merkezde gezebileceğiniz yerler. Bunlarla sınırlı kalmayıp, sokakları dolaşmayı unutmayın.

Bir de Mardin Merkez’in dışında gezilecek yerlere bakarsak:

Kasımiye Medresesi: Merkezin az dışında (normalde 20-30 dakika , yürünebilecek bir mesafede) Kasımiye Medresesi bulunuyor. Biz, araba ile gittik ve çok kalabalık bir zamana denk geldik, kapanma saati de yakın olduğu için bahçelerinde çok vakit geçiremedik, Zinciriye Medresesi kadar güzel bir yapı. Detaylı bilgileri buradan da okuyabilirsiniz. Buraya da güneşi batırmaya gitmek çok güzel olacaktır, aklınızda olsun.

Deyrülzafaran Manastırı : Bir diğer adıyla, Mor Hananyo Manastırı, merkezden 4-5 km mesafede bulunuyor, Toplu taşıma yok, araba şart ve kesinlikle ama kesinlikle görülmesi gereken bir yer. En güzeli, merkezden ana yola çıkıp, Midyat yönündeki tabelaları takip ederek gitmek, daha kestirme olarak,  1. Cadde’nin alt tarafındaki sokak içlerinden de yol var gözüküyor ama biz gittikçe ara sokaklara dalıyoruz diye döndük ve ana yoldan gittik, hele ki kiralık araba ile sokakların durumunu bilemeyince risk almak istemedik, paşa paşa dağın öbür tarafından dolaştık:)

Manastırı, rehber eşliğinde grup olarak geziyorsunuz, sabah 9 akşam 17 arası açık (saat 5 e de kalmamalısınız, dua başlıyor) , öğlen 12-13 arası da kapalı, ona göre organize olmalısınız. Müzekart geçerli değil, bilet ücretine rehberli tur dahil.

Manastır ismini, çevresinde yetişen Safran bitkisinden alıyormuş (Zafaran, Safran demekmiş) . Manastır, 5. yüzyılda inşa edilmeye başlamış, başlarda Güneş Tapınağı olarak kullanılıyormuş, bugünkü görünümüne 18. yüzyılda ulaşmış. Manastırın aslında kendi web sitesi var, oradan da (çalışırsa) gerekli bilgileri bulabilirsiniz.

Mutlaka ama mutlaka bahçesinde oturup bir zafaran çayı (biz sevmedik gerçi) ya da Süryani kahvesi için, yemyeşil ovaya bakarak oturmak çok huzur verici.

Dara ve daha fazlası başka bir yazıyı hak ediyor bence…..

Yorumlar