Gaziantep: Nerede Kalmıştık?

Evettttt, nerede kalmıştık?  Hah, Zeugma Mozaik Müzesine gitmek için bir taksiye binmiştik! Nedendir bilinmez taksiciler illaki ‘Nerelisin?’ diye soracak, nitekim öyle de oldu ve başladı muhabbet, bu taksici kardeş geçenlerde müşteri getirmiş İstanbul’a, Fatih civarına. Efendim, Antep’ten İstanbul’a insan niye taksi tutar diye bu sefer biz meraklandık:) Neyse, bu konuda yol boyu bir muhabbet sürdü, çok enteresandı çok…

Zeugma Mozaik Müzesine gelirsek, her zaman diyorum, bu müze bir Avrupa kentinde olsaydı önünde kuyruklar eksik olmazdı, belki de günler öncesinden biletleri tükenirdi falan … Mutlaka ama mutlaka gidip görmeniz gereken bir müze, geçen seneki yazıda da anlatmıştım. Müze ile ilgili detayları şurada bulabilirsiniz, müzekart geçiyor.

Zeugma Müzesinde geçireceğiniz eşsiz zamandan sonra şimdi sıra Kebapçı Halil Usta ‘da! Müzenin yan tarafındaki yolda bulunan Halil Usta’ya yürürken ‘yanlış yolda mıyız?’ diye düşünebilirsiniz, hayır, değilsiniz, devam, bir apartman alt katında bulunan bu vahayı bulduğunuzda ağzınızda dağılan etin tadı size Michelin Yıldızlı restoranlarda yenecek şeylerden daha çok zevk verecek, eminim! Halil Usta gene tüm heybeti ile kasanın arkasında oturuyordu, geçen sefer Can ile foto çekildiği için bu sefer kendisini rahatsız etmedik, zaten çok da konuşkan biri değil. Birşey daha, şayet hijyen takıntılı insanlardansanız, Halil Usta dahil pek çok yerde işiniz zor, bu lezzet mekanlarının hiç birinde öyle süper temiz, hijyen hizmet yok ama bunlara takılıp da pas geçmeyin sakın.

Halil Usta’da mutlaka simit kebabı ve küşleme yiyin, zaten o gördüğünüz kaşık salataları herkese bir adet fix geliyor masaya, yanına da bakır bardakta gelen açık ayran… Halil Usta’da ağzımızı tatlandırdıktan sonra dilerseniz taksi ile merkeze geri dönebilirsiniz, o çevrede gezilebilecek fazla bir şey yok, kentsel dönüşüm başladığı için her yeri yıkmaya başlamışlar ve pek turistik değil.

Bakırcılar Çarşısını gezip, gerekli bulduğunuz alışverişlerinizi yapabilirsiniz, biz geçen sefer bakır alışverişlerimizi yaptığımız için bu sefer Kutnu kumaşından fularlarımızı aldık, sonra gene Tahmis Kahvesi’nde güzel bir çay-kahve ve tavla oynamaya gittik. Ne de olsa akşam yemeğine kadar vakit var:) Bakırcılar Çarşısı civarında gezebileceğiniz pek çok kapalı çarşı var ya da Gümrük Han gibi yerler, buraları daha önce gezmediyseniz gezebilirsiniz. Bir de Kale civarındaki küçük müzeleri (Hamam Müzesi gibi) geçen gelişimizde gezdiğimiz için bu sefer gezmedik biz .Detaylar için bakınız eski yazı.

Mutlaka ama mutlaka gezmeniz gereken bir müze var: Şahinbey Milli Mücadele Müzesi

Ne yapın, edin ama bu müze için vakit ayırın, bence Gaziantep’in kebaplarının gölgesinde kalmaması gereken ve özellikle her Türk çocuğunun gezmesi gereken bir müze, üstelik de ücretsiz. Müzeye Tahmis Kahvesi’nden yürüyerek 10-15 dakikada ulaşabilirsiniz, eski adıyla Gaziantep Savaş Müzesi, yeni adı ile Şahinbey Milli Mücadele Müzesi, karşılıklı 2 tarihi konak ve altlarında uzanan mağaralardan oluşuyor öyle ki bu mağaralar, buraya gelirken yolumuzun üzerinde denk geldiğimiz ve gezdiğimiz Kastel gibi kastellerle bağlantılı. Kastel ne derseniz hemen şuraya ayrıntılı bilgiyi bırakıyorum.

Milli Mücadele Müzesi’ne dönersek, gözleriniz yaşarmadan gezebileceğinize emin değilim, bana çok dokunaklı geldi, Antep halkı çok büyük zorluklar yaşamış, öyle ki şehir artık açlık sınırına ulaşmış ve 1-2 gün içinde yardım ulaşmazsa açlıktan ölecek duruma gelmişler ve yardım için gönderdikleri güvercinlerin ayaklarına da bunu belirten notlar yazmışlar. Belki de o yüzden, geçen sene ilk geldiğimde beni ilk etkileyen şey, gökyüzünde uçan güvercinlerdi…

Müzede ekmek alırken düşman askerlerinin rahatsız ettiği annesini korumak isterken şehit olan çocuğun canlandırıldığı bölümü yutkunmadan geçemeyecek ve çocuğunuza daha sıkı sarılacaksınız. Mağaraların Antep hayatında çok önemli yer tuttuğunu daha önce söylemiştim, burada da milli mücadele sırasında hemen hemen her şeyin yer altına taşındığını, hayatın orada devam ettiğini örneklerle görebilirsiniz.

Şahinbey Milli Mücadele Müzesi’ni gezdikten sonra gene özellikle Antep Yerli Halkı tarafından çok sevilen ve ‘turistler İmam Çağdaş’ta , yerli halk Çulçuoğlu’nda yer’ denilen Çulcuoğlu Et Lokantasına uğramanızı tavsiye ederim; turist rotasının biraz dışında kalıyor ama Almacıpazarına oldukça yakın, yürüyerek 10 dakika kadar diyebiliriz. Dikkat, eski yazımda da belirttiğim gibi Gaziantep’de 2 adet Çulcuoğlu var, benim bahsettiğim, babanın sahip olduğu, eski olan; bir de daha modern ve büyük olan, oğlunun işlettiği yer var, ikisi birbirinden tamamen bağımsız. Gittiğinizde sıra bekleyebilirsiniz, çok yoğun bir yer ve oturduğunuz an, siz hiç bir şey demeden sırayla bir sürü şey geliyor, çorba, salata, pidecikler, pilav, tavuk çöpşişler, vs vs… sonra da muhtelen ortaya karışık bir tabak isteyeceksiniz o geliyor, tam bitti derken tatlı ve meyve geliyor. Anladığım bir çeşit fix menü uygulaması var, aslında Çulcuoğlu çok uygun, İmam Çağdaş çok turistik ve pahalı deseler de biz her iki yerde de aynı fiyatı ödedik, ikisinin de yeri ayrı.

Yemekler güzel olsa da, şayet hijyen takıntınız varsa sizi tatmin etmeyecek bir yer olduğunu söylemeliyim, özellikle tuvaletlerin daha fazla özene ihtiyacı var.

Bunlar gidebildiklerimiz, bir de aklımızda kalanlar var: Mutfak Sanatları Merkezi  gibi. Çok aklımda kalan bir yer, özellikle yerel lezzetler için ama araba olmayınca uzak kaldı, taksi ile de gitmeye üşendik. Siz giderseniz düşüncelerinizi rica ederim. Aşina da gitmek isteyip de vakit kalmadığı için gidemediğimiz yerlerden biri, şehrin daha modern bölgesinde bulunuyor. Üçler Kebapda lahmacun da aklımızda kaldı…Ciğerci Ali Haydar Usta‘ya da sabahın 6 sında gitmeye üşendik, ne yalan diyeyim… Sakın Gaziantep’deki lezzet duraklarını bunlarla sınırlı sanmayın, o kadar çok var ki, yazmaya kalksak ne sizin ne bizim hepsine gidebilmemize imkan yok.

Gezintileriniz arasında mutlaka siz de Antep Kalesi’nin alt tarafındaki Tarihi Kır Kahvesi‘nde çay ya da kahve için, özellikle iç taraf daha güzel.

Bir de hemen Tarihi Kır Kahvesi önündeki #GAZİANTEP yazısı önünde fotoğraf çekildiyseniz, tam bir Gaziantep turu yaptınız sayılır! Bu yolu dümdüz devam ederek sizi havaalanına ulaştıracak olan HAVAŞ otobüsüne ulaşabilirsiniz ya da yaklaşık 50-60 tl ödeyerek taksi ile gidebilirsiniz.

 

Gaziantep’ten neler alınabilir dersek, Bakır (biz geçen sefer almıştık zaten), Kutnu kumaşından yapılan şeyler, Yemeni (bir çeşit ayakkabı, ben geçen sefer aldım ve giyiyorum, çok rahat diyemem ama etnik bir duruşu var, seviyorum), bol bol baharat (ah o göz yaşartan kırmızı biberi almadığıma çok pişmanım), kaçak çay (hem de envai çeşit var ve biz beğendik), Tahmis Kahvesinde de ikram edilen çerez, salça, peynir ve tabi ki FISTIK. Biz alışverişimizi şuradan yaptık, online satışı da var:  Şekeroğlu 

Daha sonra çaya ilave yapmak istediğimizde pazar günü burası kapalı olduğundan Tahmis Kahvesi’nin yanındaki dükkandan da çay aldık, Almacıpazarı içindeki dükkanlardan da alabilirsiniz, yani neresi iyi neresi kötü diye bir şey yok, size hangisi uygun geliyorsa ondan alabilirsiniz.

Hoşçakal Gaziantep, tekrar görüşene kadar…

 

Yorumlar